Business Consultancy, Turnaround & Restructuring
Dönüşüm Yönetimi Merkezi
  • Turnaround Management
    Yeniden Yapılanma Hizmetleri
  • Efficiency Improvement
    Verimlilik ve Karlılık Artışı
  • Business Transformation
    Pazarlama Stratejileri Yönetimi

Başkalarını Yargılama Eğilimi

Başkalarını Yargılama Eğilimi

Bizler, olayları oldukları gibi değil olduğumuz gibi görürüz. Yeşil gözlük takan biri tüm renkleri yeşilin tonları olarak görür. Örneğin memeli hayvanların pek çoğu Dünyayı siyah beyaz görür. Bu hayvanları konuşturabilseydik hepsi birlikte bu kırmızı değil açık siyah renktir diyerek bizi kusurlu olmakla yargılayacaklardı.

İş Hayatında Başkalarını Yargılama Eğilimi yoğun olarak görülmekte olan bir durum. Bizler başkalarını kendimize göre yargılarız. Başka bir dinden isek; ineğe, güneşe tapanları mantıksızlıkla yargılarız. Yargılarken kullandıklarımız kendi doğrularımızdır ve bu Dünya’da milyarlarca insanın doğru zannettiği kendi doğruları vardır.

Gerçek şu ki esasında doğru diye bir şey yoktur. Doğru yer, zaman, bakış açısına göre değişir. Uzun yıllar önce uyuşturucu kullanımı serbest idi. Çok sonra yasaklanmıştır.  Homo Sapiens insanı yamyamdı, Neanderhal insanının soyunu yiyerek tükettiği düşünülüyor.  Bu gün için doğru bulduğumuz pek çok kavram yıllar sonra yanlış bulunacaklar.

Yargılama eğilimi, yaş, yaşanmışlık ve olgunluğa bağlı olarak zaman içinde azalır, ancak bazı insanlarda hiç bitmez.

Yargılama eğilimi, başka bir insanı kendi doğrularına göre ölçeklendirmek,  kendi doğrusuna uymayanları hatalı kabul etmek ve ona iyilik yapıyormuş maskesi altında ondan değişmesini istemektir.

Örneğin motosiklet ile 100 km yi geçemeyen biri, 200 km süratlere çıkan birini fazla risk almakla yargılar, ancak korkusundan motosiklet kullanamayan biri de her ikisini de risk almakla yargılar. Motor kullanan bu iki kişi de diğerini korkaklıkla yargılayabilir.

Ucu yine egoya dayanan yargılama eğilimi, iş hayatında çok sık karşımıza çıkmakta ve çalışma barışını bozmaktadır. Özellikle ast üst ilişkisinin yoğun yaşandığı firmalarda üstler astarını onlara koçluk-mentorluk-iyilik yapmak maskesi altında yargılamakta ve öz güvenlerini yıkmaktadırlar. Böyle firmalarda konuşan, üreten, yaratan kişiler değil askerler oluşmakta, yaratıcılık, innovasyon ölmektedir.

Başkalarını yargılamak, karşımızdaki kişinin gelişimi için bazen gereklidir, ancak çok kısıtlı ve kontrollü kullanılmalıdır. Eğer bu karşı tarafa rahatsızlık veriyor ise çok tehlikeli bir durumdur ve ben senin iyiliğin için söylüyorum yorumları doğru değildir.

Yargılama eğilimi, bir nevi başkalarına hükmetme ihtiyacıdır ve kişi açıkça “Ben sana hükmetmek istiyorum!” diyemeyeceği için kendi Dünya görüşüne göre o insanların olumsuz yönlerini ortaya çıkararak yüzlerine vurmaya çalışmakta ve başkalarının onu büyük görmelerini sağlamaya çalışmaktadır.

Bazı kişiler, patolojik olarak sürekli başkalarını yargılama eğilimindedirler. Bu kişiler esasında içten içe kendilerini değersiz hissederler. Bu kişiler, bilinçdışı olarak öz değerlerinden kuşku duydukları için karşıdakini değersizleştirme zorunluluğu duyarlar. Bu tür kişiler başkalarını acımazca eleştirebilirken kendileri eleştiriye aşırı duyarlıdırlar.

Başkalarını yargılama eğilimi, esasında kişinin üstünlüğü elden bırakmama maksadıyla mevcut durumu kabullenmemesi, yani bazı gerçekleri inkâr etmesi ve kendi marka değerini, yani “BEN” i gösterebilmek için bilinçaltı duyguları ile yaptığı çocuksu büyüklenme lerdir.

Başkalarını yargılama eğilimi, kendi başına kalamayan, kendi kendine yetemeyen veya başkasına ihtiyaç duyan kişilerde patolojik olarak görülebilen bir durumdur.  Bir başkasına ihtiyacı olan kişi, bilinçaltında kendini ona karşı borçlu hisseder. Bunu dengeleyebilmek için borçlu olduğu kişiyi yargılama eğilimine girer.  Kişinin bir ihtiyacını giderebilmesi için diğerine ihtiyacı vardır ve bunu dengeleyebilmesinin bir yolu da diğerini yargılayarak alçaltmak ve onu her şeye rağmen yine de kabul ettiğini gösterebilmektir.

Ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkiler, müdür-patron-çalışan arasındaki ilişkiler birçok örnekte bu şekildedir. Müdür, astını işten çıkartamaz çünkü ona ihtiyacı vardır ama acımasızca yargılar. Aynı şekilde ast ta müdür ile iyi geçinmek durumundadır iş yerinde suskun kalır ama eve geldiğinde onu karısına/kocasına acımasızca eleştirir.

Bazı arkadaşlık ilişkilerinde de bu sağlıksız durum görülebilir. Bilinç altında kendi zayıflıklarını ve korkularını sizde göremeyen bir arkadaşınız da sizi sevmesine rağmen farkında olmadan sizi yargılama eğilimine girebilir.

Eğer üst düzey yönetici iseniz, aileleriniz ile katıldığınız bazı toplantı ortamlarında birinin eşinin size sert, kaba ve kötü davrandığını fark ederseniz şaşırmayın. Bilin ki yüzünüze gülünürken evde arkanızdan yargılanıyorsunuz.

Yargılama eğilimi zaman içinde geride bırakılması gereken bir durumdur. Gereksiz ve mantıksızdır.