Business Consultancy, Turnaround & Restructuring
Dönüşüm Yönetimi Merkezi
  • Turnaround Management
    Yeniden Yapılanma Hizmetleri
  • Efficiency Improvement
    Verimlilik ve Karlılık Artışı
  • Business Transformation
    Pazarlama Stratejileri Yönetimi

Öfkeyi Kararlılığa Dönüştürebilmek

Öfkeyi Kararlılığa Dönüştürebilmek

 

Bir şeyler istediğimiz gibi gitmediğinde veya kontrolümüz dışına çıktığında öfkeleniriz. Kimi daha çabuk, kimi daha geç, ama hemen herkes bir şekilde öfkelenir. Öfkemiz o anda ortaya çıkmış gibi görülse de, temelinde geçmişten getirdiğimiz duyguların birikimi vardır. Geçmişteki; üzüntülerimiz, kıskançlıklarımız, uğradığımız haksızlıklar, hayal kırıklıklarımız, pişmanlıklarımız, kaygılarımız, takıntılarımız gibi.

 

Öfke, kişinin genellemeler yapması ve karşı tarafı yapılması gereken şeyler konusunda mecbur görmesiyle ortaya çıkar.

 

Dediğimi kabul etmek zorunda.”, “Söylediğim fiyatı yüksek bulmaması gerekiyor.”, “İndirim konusunda bu kadar ısrarcı olması çok saçma.”, “Bana inanmıyor, sanki yalan söylüyorum.”, “Rakipten aldığı fiyatı abartıyor, gayet iyi biliyorum. Beni aptal yerine koyuyor.”

 

İnsanlar öfkelenmekten kaçamaz. Çünkü öfke vücudun doğal tepkisidir. Bazıları içine atar, bazıları pasif öfke gösterir ama herkes er veya geç, bir şekilde öfkelenir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 21. yüzyılın hastalığı iş stresi. ABD’de işe giriş-çıkışların % 40’ı stresle ilişkili. Bilgisayarlar, akıllı cep telefonları, sürekli internet bağlantısı ve 24 saat kesintisiz iletişim durumu artık işlerimizi özel hayatımıza taşıdı. Tüm teknolojik imkânlara rağmen 1960’lara göre çok daha fazla çalışıyoruz ve iş hayatı ağır ağır aileye, hobilere, kendimize ayırdığımız zamana el koyuyor. Yine de işin gereklerini yeterince karşılayamıyoruz. Yapılacak çok şey var ama zaman yok.

 

Birikmiş olan stresin beklenmedik anda öfkeye dönüşmesi sık görülen bir durum. Ayrıca doğuştan öfkeli mizaca sahip insanlar da var. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi insanımız kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla doğuştan öfkeli oluyorlar. Bunu saklamaya da çalışmıyor, çatışmalardan da kaçmıyorlar.

 

Aslında öfke, bizi korumaya çalışan doğal bir içgüdü. Bazı durum ve olaylar karşısında kendimizi savunmamızı sağlıyor, ezilmemizi engelliyor, özgüvenimizi koruyor. Bize önlem aldırıyor, kontrolü yeniden ele almamıza ve saldırıyı savuşturmamıza yarıyor. Ancak, kontrolsüz hale geldiğinde bize yarardan çok zarar veriyor. Politik ve sakin davranabilen birinin karşısında haklıyken haksız duruma düşebiliyoruz.

 

Kronik öfkeli insanlar, başka insanları kendilerine saygı göstermeye ve dediklerini yaptırmaya zorlama konusunda saplantılıdırlar. Bizler, başkalarının bizi önemsemediğini gösteren her türlü belirtiye karşı hassasızdır. Öfkemiz çizgiyi aşıp saldırganlaştığımızda, karşımızdaki insanı bize saygılı davranmaya veya dediklerimize uymaya zorlamak isteriz. Özellikle uzun süreli müzakere gerektiren pek çok durumda, (satış, satın alma görüşmeleri gibi) istediğimiz noktaya gelemezsek öfkelenme olasılığımız artar. Diyeceksiniz ki: “Tamam ama doğuştan gelen bir şey bu, ne yapabilirim?”

 

Özellikle müzakerelerde ortaya çıkabilecek öfkeyi dizginleyebilecek bir davranış varsa, o da “ısrar”dır.

 

Israr, öfke enerjinizin başka bir yöne döndürülmesi için mükemmel bir çıkış aracıdır. Öfkeyle aynı işi görür, ama çok daha etkili ve gerçekçidir. Öfkelenmeden ısrar etmek er veya geç karşı tarafın direncini kırar. En azından durduğunuz ve geri adım atmayacağınız yeri karşı tarafa çok net belli eder. İsteklerinizi, tercihlerinizi kararlılıkla ve ısrarla tekrar tekrar söylemeye devam etmeniz, pes etmemeniz sizi sonuca götürür.

 

Özellikle iyi satıcılarda gördüğüm bir özelliktir. Müşterilerine hiçbir zaman kızmazlar; bıkmadan, usanmadan durumu tekrar tekrar anlatırlar. Evet, zaman alır, yorucudur ama bir süre sonra karşı taraf pes eder.

 

“Bu adama da hiçbir şey anlatamıyorum.” diyerek vazgeçenlere denk gelmişsinizdir. Eğer söylediklerinizden eminseniz, karşı tarafı dinleyip anladıysanız, pasif direnişte bulunmuyorsanız, gerçekten yapabilecek bir şeyiniz yoksa, ısrar silahını kullanın. Hem öfkenizi yenmenize yol açacak, hem de mesajınızı doğru bir biçimde kabul ettirmiş olacaksınız.

 

Böyle bir durumda kaldığınızı hissettiğinizde çekiç ve çivi örneğini düşünün.  Çiviyi duvara çekiçle çakarsınız, balyozla değil. Her çekiç darbesi çiviye zarar vermeden onu ağır ağır, duvarda olması gereken yere götürür. Ama bunu tek ve güçlü bir balyoz darbesiyle yapmaya kalkarsanız çivi eğrilip düşer, sıva da çatlar.