Business Consultancy, Turnaround & Restructuring
Dönüşüm Yönetimi Merkezi
  • Turnaround Management
    Yeniden Yapılanma Hizmetleri
  • Efficiency Improvement
    Verimlilik ve Karlılık Artışı
  • Business Transformation
    Pazarlama Stratejileri Yönetimi

Mobbing ve Tacizlere Dikkat

Mobbing ve Tacizlere Dikkat

 

Literatüre göre, birisini şirketten kaçırmak için bilinçli olarak yapılan ve süreklilik arz eden hareketler mobbing olarak nitelendiriliyor. Mobbing kendisinden; daha güçlü, bilgili, kapasiteli, başarılı, genç, zeki, güzel, uzun, zayıf, zengin, vs. olduğu düşünülen bir kişiye karşı, o işyerindeki, bunlardan birine sahip olmadığını düşünen diğer kişi tarafından geliştirilen bir kaçırma ve ezme tekniği. Bilinçli bir devamlılık taşımayan, egodan dolayı ezebilmek için yapılan davranışlar ise mobbing değil, taciz olarak tanımlanıyor. Taciz çoğunlukla bilinçaltı düzeyinde ve tepkisel olarak yapılıyor. Bence fazla bir fark yok, hepsinin bilinçli veya bilinçsiz bir amacı var ki, kıskanılan bir kişiyi sindirebilmek ve onu bir şeyler yapmaya ya da yapmamaya zorlamak. Mobbing ve taciz, iş hayatında hemen herkesin başına az ya da çok gelen bir durum. Kaçabilmek mümkün değil, korunmanın tek yöntemi ise farkındalık. Eğer mobbing’e uğradığınızın farkında değilseniz geçmiş olsun, bunalım ve krizler yaşamanız işten bile değildir.

 

Mobbing konusu da kitaptaki pek çok istenmeyen durum gibi dönüp dolaşıp şu ego konusuna dayanıveriyor. Öyle durumlar oluşuyor ki kişilerin gizli egolarını ortaya çıkarıyor ve yaşanan olayları mantık dışı alanlara yönlendirmeye başlıyor.

Bizler, yaşanan olaylarda insanların rasyonel hareket edeceklerini varsayarken insanlar tam tersine irrasyonel hareketler yapıyor ve bizleri şaşırtıyorlar. Bu irrasyonel hareketler pek çok sefer yapana da büyük zarar getiriyor.

 

Şirkette işe yeni başlayan bir kişi, farkında olmasa bile pek çok insanın hedefi halindedir. Önce aynı düzeyde olanlar yargılamaya başlar: “3 yıl tecrübesi var, benimle aynı pozisyona getirmişler. Ben 6 yıldır bu pozisyondayım!”, “Lisanı var diye benden daha fazla para veriyorlar, görecek gününü birkaç ay içinde.”

 

Hele işe başlayan güzel bir kadınsa, firmadaki diğer kadınlar tarafından ya makyajı veya kılık kıyafeti uygun bulunmaz, art niyetli dedikodu grupları oluşuverir, en ufak bir sorunda da cevapları hazırdır: “Sen işe başlayalı daha iki hafta oldu hemen şikâyete başladın, biz aynı derdi yıllardır çekiyoruz.”

 

Kişinin geldiği pozisyonun alt kademesinde çalışanlar, bazı davranış kalıpları belirliyor. Geleni kendiyle kıyaslıyor, ne farkım var diyor, fena bozuluyor. Bazı personel yanına dost gibi yaklaşarak kendisinin yıllardır firmada ne kadar güzel şeyler yaptığını ama kimsenin anlamadığını, hakkı olan şeylerin uzun zamandır verilmediğini, ne zamandır maaş zammı almadığını, bir ayrılsa departmanın çökeceğini anlatıyor. Bazıları da tam istifa edecekken, yeni bir yönetici geldiği için ona bir şans verdiğini söylüyor.

 

Üstündeki kişiler ise -sinsi sinsi- onlardan daha yetkin olup olmadığını, onlara tehdit oluşturup oluşturmadığını gözlemliyorlar. Herkesin kendi özgüvensizlikleri ve korkuları su yüzüne çıkarken, yeni gelenle birlikte işlerini kaybedip kaybetmeyeceklerini sorgulamaya başlıyorlar. Bir göreve getirilen birisinin arkasından, bunun gibi pek çok denge bulma dinamiği yaşanıyor.

 

Eğer ki iyi bir şeyler yapmaya başladıysanız, ne yazık ki ilk korkmanız gereken kişiler, alt kademelerden önce kendinizi ispat etmeye çalıştığınız yöneticileriniz!

Siz şirket için pek çok yararlı şey yaptığınızı düşünürken, çevrenize korku da saçmaya başlıyorsunuz. Siz gelinceye kadar “en tepeye” nasıl başarılı ve vazgeçilmez olduklarını göstermeyi başarmışlardı, ama siz ortalığı bulandırdınız.

 

Diğer potansiyel mobbing kaynağı ise patronunuz. Ne yazık ki bazı Türk patronların ortak özelliği aşırı ego yüklü olmaları. Türk iş hayatında ortaklıklar çalışmıyor, nedeni ortakların birbirlerine düşmeleri.

 

Kurumsal olmayan firmalara atanan üst düzey yöneticiler ile patronlar arasında da mobbing olayları çokça yaşanıyor. Profesyonel yönetici biraz lider özelliklerine sahip, iyi eğitim almış, ekibi çevresinde toplayıp yönlendiren, başarılı bulunan birisi ise, patron kontrolü kaybetmeye başladığını düşünerek rahatsız oluyor. Kimin patron olduğunu gösterme telaşına kapılıyor ve profesyonel yöneticiyi taciz etmeye başlıyor. Bir süre sonra yönetici kaçıyor, yeni bir yönetici bulunuyor, o da kaçıyor. Tacizin yanı sıra Mobbing de bazı patronların personeli bezdirip kaçırmak için kullandığı bir teknik. İşine çeşitli nedenlerle son verilmek istenen personeli hakları verilmeden çıkartabilmek için mobbing oldukça kullanılan bir yöntem. Bu tür patronlar, yanlarında işe başlayan güzel kadınlara da dayanamıyorlar. Hatta sadece güzel oldukları için işe alıyor, eğer umduğunu bulamazsa mobbing yaparak kaçırıyorlar.

 

İşten çıkartılmak istenen çalışan, bilinçli bir şekilde hor görülmeye başlanıyor. Yaptıkları beğenilmiyor. Diğer insanların yanında eleştiriliyor, sözleri kesiliyor, fikirleri çürütülüyor. Bu kişi o derece bunalıyor ki; en sonunda maaşı, primi, kıdem tazminatı, kalan her türlü alacağını bırakarak kaçmak zorunda kalıyor. Ya da o derece kontrolsüz bir tepkide bulunuyor ki, karşı tarafa istediği kozu veriyor ve işten atılıyor. Mobbinge uğrayan pek çok kişinin öz güvenlerini yitirdiklerine, bunalıma düştüklerine, tükenmişlik sendromuna girdiklerine, psikolojik travma yaşadıklarına bizzat şahit oldum.

 

Mobbing ve tacizle ilgili söylenecek çok şey var, ancak yerimiz kısıtlı. Ne yazık ki karşı koyulabilmesi çok ama çok zor olan bir durum bu. Yapabileceğiniz şeyler oldukça kısıtlı. Yasal olarak, yapılanları ispat edebilmeniz neredeyse imkânsız. İspat etseniz ne fark edecek, kazanabileceğiniz bir şey yok. İstediğiniz kadar delil toplayın, hukuken işinize yaramayacaklar. Mobbing adeta terörist bir grubun gerilla taktiğiyle düzenli bir orduya saldırması gibi bir durum. Düşman size o derece teknik ve çaktırmadan saldırıyor ki, yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Örneğin, firmadan içeri giriyor, departmanı dolaşırken herkese günaydın diyor, size bakmadan geçiyor. Ne diyebilirsiniz ki?

 

Mobbing’den korunmanızın iki yolu var: Biri finansal açıdan güçlü olabilmeniz ve işinizi kaybetmekten korkmamanız. Diğeri de farkında olmanız. Mobbing veya tacize uğradığınızı ilk seferde anlamayabilirsiniz. Çok dikkatli olun. Bir veya iki defa olmuş şeylerden bahsetmiyoruz, iş hayatında herkes istemeden pek çok yanlış şey yapabiliyor. Burada süreklilik çok önemli. Eğer üst üste tekrarlanan bazı olumsuzluklar yaşamaya başladıysanız, hemen duygu durumunuzu harekete geçirin, tetikte olun. Eğer size yapılanın farkında olursanız en azından psikolojik olarak kendinizi hazırlayabilirsiniz. Sizin için en önemlisi, ruh halinizi koruyabilmek olmalı. Belki çok başarılısınız, ama size başarısız muamelesi yapan biri var karşınızda. Veya olup-olmadık, uyduruk sebeplerden azarlanmaya başladınız. Çok ilginç bir fikir bulduğunuz için mutluluk içindesiniz, ancak söylediğinizde hemen aşağılanıverdiniz. Firmanın o yılki en büyük satışını yaptınız, ama kâr oranı düşük diye firmanın geleceğini tehlikeye attığınız söylenerek azarlandınız.

 

Mobbing’e uğramaya başlamış kişilerin çok büyük bir bölümü işlerini kaybetme korkusu ile ürker, siner, yumuşar, kabuklarına çekilirler. Bu kişiler mobbing yapanın bu şekilde yumuşayacağını, üzülüp yaptıklarına pişman olup vazgeçeceğini düşünürler. Bu çoğunlukla beyhude bir çabadır. Mobbing yapan bir kez zafer kazanmaya başladığını hissederse, dozu ağır ağır artırır. O noktada öyle bir ezilme başlar ki, kişinin psikolojik çöküntü yaşaması kaçınılmazdır.

 

Geri çekilerek mobbing’den kaçamazsınız. Alabileceğiniz tüm önlemleri alarak gizli bir savaş başlatın. Eğer size mobbing yapan kişinin bir üst yöneticisi varsa, siz de onu hedef alıp aynı şeyleri ona yapın. Ağırlıklı olarak onunla değil, üstüyle temas kurun, hakkında delil toplayın, hatalarını bulun ve fısıltı gazetesiyle yayın. Korkmayın, savaşın. Eğer aynı korkuyu o da duyarsa mobbing’i bırakabilir.

 

Eğer mobbing başlatmış kişi patronunuz ise geçmiş olsun. Bundan kurtuluşunuz yoktur. Er veya geç işsiz kalacaksınız. İyisi mi bunu peşinen kabul edip alabileceğiniz her türlü önlemi alın ve size yapılanlara karşı sağlam durun. Bu dönemi psikolojik olarak fazla ezilmeden, yara almadan atlatmaya çalışın.

 

Atatürk, daha 30 yaşında iken bağlı olduğu kişinin mobbing’ine maruz kalmış, amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağlamıştı. Atatürk, atanmış olduğu bu yeni görevde fiilen işsiz bırakılmış, aylarca boşta kalmıştı.

 

Çalışmış olduğum kurumsal firmalardan bir tanesine atanan yeni genel müdür, firmada değişim yaratmak, çok uzun süredir çalışan bazı personelle yolları ayırmak ve kadroyu gençleştirmek düşüncesindeydi.

Aldığı kararlar temelde yanlış değildi. Firmada uzun yıllardır çalışan, kökleşmiş, sıkılmış, yorgun, artık çalışmak istemeyen kişiler vardı. (Çok değerli emektarları kastetmiyorum.) Bu kişilere haklarını vererek medenice yolları ayırmak yerine, yüksek çıkartma maliyetlerinden kaçmak için pek çok kişiye mobbing yaparak kendiliğinden gitmeleri için uğraşmıştır.

 

Hiç unutmam, genel sekreter görevi, genel müdürden sonra gelen birkaç üst düzey pozisyondan bir tanesiydi. Genel sekreterin odası genel müdür katındaydı; özel sekreteri ve şoförü bulunurdu. Genel müdür, bu hanımı görevinden uzaklaştırabilmek için fotokopi memuru yapmış, hanım da 2 yıl boyunca fotokopi memuru olarak çalışıp zamanı dolunca emekliliğini isteyip ayrılmıştı. Son derece karizmatik, seviyeli, eğitimli, eli yüzü düzgün bir insandı. Kendisi için oldukça onur kırıcı ve üzüntü verici bir dönem yaşadı.

 

Yine bir başka örnek: Tanıdığım bir sanayi firması, yönetim kurulunda alınan karar gereği bir reorganizasyon yapmış, üst yönetimde iki pozisyon açmış ve iki profesyonelle doldurmuştu. Firmanın uzun yıllardır genel müdürlüğünü yapan bir şahıs, altına açılan bu iki pozisyondan o derece korktu ve kendi koltuğunu o derece tehlikede hissetti ki bir yıla yakın bir süre bu iki kişiye mobbing yaparak firmadan ayrılmalarını sağladı. Bu kişilere; verdiği sözlerin hiçbirini tutmayarak, yetkilerini kullandırmayarak, onların personeliyle habersiz toplantılar yaparak, önerilerini kabul etmeyerek kendi kabuklarına çekilmelerini sağladı, ardından da hiçbir şey yapmıyorlar diye ortamlarda dedikodu yaparak yalnız kalmalarını ve işten çıkartılmalarını başardı.

 

Bu olaydan sonra şirketteki o pozisyonlar bir daha açılmadı, reorganizasyon başarısız oldu denilerek vazgeçilmesi sağlandı, bu kişi tek yetkili olarak yönetimini devam ettirmeyi başardı. Bu kişi, gücünü koruyabilmek için halen haftanın altı günü on ikişer saat çalışıyor, pazarları yarım gün işe gidiyor, akşamları eve koca bir evrak çantasıyla dönüp çalışmaya devam ediyor. Dışarıdan bakıldığında, işine bu derece sadık olan biri her işveren için bulunmaz bir fırsat olarak görünüyor. Ancak şirket, tek bir kişinin vizyon ve kapasitesiyle sınırlı olarak yaşamaya devam etmek zorunda.

 

Böyle bir duruma maruz kaldığınızda sizi tek koruyacak olgu farkındalıktır! Sadece işinize odaklanmayın; algılarınızı açık tutun, buzdağının altında kalanları görmeye çalışın. Size yapılanların farkında olun ki, erken önlem alabilesiniz.